12 Temmuz 2017 Çarşamba

ADABCAD

1.0.1

Bu yazı nefretlerimden başlayıp sevdiklerime doğru yol alacağım bir yazı olacak. Nefretlerimin ne kadar ciddi, sevdiklerimin ise ne kadar minnoş olduğunu okuduğunuzda benim de ne kadar minnoş bir varlık olduğumu öğreneceksiniz. Ayrıca düşüyor mu böyle bilmiyorum ama neyse bi deneyelim bakalım.

2.0.1

Bazen insanlar bana soruyorlar “Nelerden nefret edersin?” diye. Bir sürü şey sayabiliyorum artık. Eskiden böyle değildi. İnsan yaşlandıkça nefret listesi kabarıyor sanırım. Yaşlı insanların huysuzluklarının sebebi de buradan geliyor olsa gerek. İnsanlar, nesneler, olaylar, hatta bazı hayvanlardan bile nefret eder oldum. Çita yavrularını öldürdükleri için aslanlara kötü gözle bakıyorum artık. Kartalların kuzuları uçurup kayalıklara fırlattığı belgeseli izledikten sonra gizli bir kartal düşmanı oldum. Gördüğüm yerde boğazına sarılırım. Düşünsene hep uçmayı hayal eden bir kuzusun ve bir gün bir bakıyorsun bu hayalin gerçekleşiyor ve ardından hemen ölüyorsun. Siktir git yılan avla. Hatta kaplumbağalara bile razıyım. Ama kuzulara dokunma lütfen kartal. 

2.0.2

Siz düşündünüz mü bilmiyorum ama ben ne tür insanlardan nefret ettiğimi sürekli düşünürüm. Muhakkak çevrenizde vardır, bir konu açıldığında her şeyin en iyisini bildiğini iddia eden o kişi. En güzel yemeğin nerede yenileceğini o bilir, en güzel sinema salonunun hangisi olduğunu da o bilir, dinlemeyi o gruptan sevdiğiniz şarkının aslında başka bir grup tarafından daha iyi söylendiğini de iddia eder çoğu zaman. Aynı kişi bir etkinlik planı oluşturma aşamasında hemen ipleri eline alarak bütün sorumluluğu üstlenmek ister. Sonunda yüzde doksan sıçar. Var değil mi böyle insanlar çevrenizde? Tamam, siz değilsiniz biliyorum. Umarım sizsinizdir. Ve azalarak bitersiniz. 

2.0.3

Bakın biz sakin insanlarız. Bizim üzüntülerimiz, sevinçlerimiz bile sakindir. Abartı gelir bize çoğu hareketler. Hatta sırf bu yüzden bizim yeteri kadar sevindiğimizi ya da üzüldüğümü düşünmez insanlar. Onlar ister ki aylardır almak istediğimiz o haberi aldığımızda sevinç çığlıkları atalım. Ama biz çoğu zaman sadece gülümseriz. Onlar ister ki hayatımızı paramparça eden o olay gerçekleştiğinde sinir krizleri geçirip üzüntüden ölelim. Ama biz çoğu zaman sadece sessiz kalırız. İşte bu yüzden onlar bizi anlayamazlar. 

3.0.1

Şimdi biraz da sevdiklerimden bahsetmek istiyorum. Bu hayatta nefret ettiklerimdense sevdiklerim daha çok çünkü. Mesela dünyanın en güzel aburcuburu Probis değil mi? Bence öyle. Elimde olsa bütün dünyaya Probis ısmarlamak isterdim. Yanında da bir bardak süt.

3.0.2

Gergedanları sever misiniz? Ben çok severim. Bana aşırı sempatik gelirler. Boynuzlarını ısırasım gelir. Biraz onlara bakalım: Öncelikle bu hayvanların derileri aşırı kalın. Böyle bir deriniz olsa muhtemelen arkadaşınızın eline iğneyi tutuşturup “Batırsana hadi batırsana. Acımıyor bak şu an.” falan dersiniz. Bu hayvanlar aşırı hızlı koşuyorlar. Karada yaşayan en iri ikinci hayvan olmasına rağmen hepsi birer Usain Bolt. Etkileyici değil mi? Bence etkileyici. Derim o kadar kalın olsa ve o kadar hızlı koşsam ortalığın amına kordum. Çok net. Bitti mi? Hayır. Gergedan deyince aklınıza gelen ilk şey ne? Tabii ki boynuz. Kocaman boynuzu da var bunların. Hatta bazılarının boynuzları. Bi saplasa sabaha kadar “Götüm götüm” diye gezersiniz ortalıkta. Çok ciddiyim. İşte sorum geliyor: “Bu kadar güçlü olmalarına rağmen aga bu hayvanlar neden ot yiyorlar amk? Yürü git sağa sola sapla boynuzu, öldür herkesi. Tamam hayvan öldürmeye karşısın. Anlayabiliyorum. Bari git öylesine birilerinin peşinden koşup korkut. Onu da yapmıyorsun. İşte tam da bu yüzden seviliyorsun aslında. Kimselere kıyamıyorsun. Biz sana kıyıyoruz. Hem de çükümüzü kaldırabilmek adına her yıl binlercenizi öldürüyoruz. Allah bizim cezamızı versin. (Kamu spotu)

3.0.3

Yaz bitti. Yazların en sevdiğim yönü erik suyudur. Gönül isterdi ki biz de beachler, clublar falan sevelim. Ama olmuyor işte, Allah bizi böyle yaratmış. Mayıs gibi yumuşamaya başlayan ve çoğumuzu hüzne sevk eden erikler aslında bir sonun başlangıcını getiriyor. Annelerin yeşil Fruko şişelerine koyup dolapta muhafaza ettiği erik suyu. Nereden aklıma geldi ki şimdi acaba? Nasıl canım çekti. Tamam konuyu değiştiriyorum. 

3.0.4

Örgün eğitimden uzaklaştığım şu günlerde eski test kitapları aklıma düştü geçen. Şimdilerde cevap anahtarları hemen testin altında oluyor. Ama eskiden öyle değildi. Kitabın son sayfalarındaydı. Ve biz bitirdiğimiz testi kontrol ederken birçok cevap şıkkını aklımızda tutmak zorunda kalırdık. ABACDC, DABACA gibi şeyler çıkardı ortaya. İşte benim en sevdiğim cevap anahtarı dizisi ADABCAD’dır. Bir insan nasıl bu kadar salakça bir şeyi sever demeyin. Kendi sevdiğiniz şeyleri düşünün. Çoğundan daha sevilecek bir şey. ADABCAD adamdır. Bunu unutmayın.

3.0.5

Yeni birisiyle tanıştığımda en korktuğum kısım anket kısmı. En sevdiğin şarkı ne? En sevdiğin şarkıcı kim? En sevdiğin film hangisi? Benim bu tip en sevdiğim bir şey yok. Kızım sorsana “En sevdiğin cevap anahtarı dizisi nedir?” diye de yapıştırayım cevabı. Bir insanın en sevdiği şarkısının olması aşırı saçma bence. Film de aynı şekilde. Şarkılar, filmler yüzlerce türü olan şeyler. Bana öyle bi anda sorulunca işte göt gibi kalıyorum. Cevap veremiyorum ya da laf olsun diye atıyorum bir şey. Sonra da dua ediyorum “Bari kızın da sevdiği bi şey olsun.” diye. Çünkü öyle düşüyor.

3.0.6

Cümlelerde kullanmayı sevdiğiniz sözcükler ya da sözcük grupları var mı? Eminim vardır. Benim en sevdiğim sözcük grubu “gerisin geri”. Pek kullanamıyorum ama kullanan insanlara bayılıyorum. Bir kadının beni etkilemesi için sadece bir kere cümlede “gerisin geri” kullanması yeterli mesela. Keşke söylemeseydim bunu. Şimdi en önemli kriterim yok olmuş oldu. Bu arada ilkokulda öğretmen parçadaki bilinmeyen sözcükleri cümle içinde kullandırırdı. Hâlâ da devam ediyor gerçi sistemin bu öğesi. Sözcük: Sürahi. Cümle: Ben sürahi gördüm. Sözcük: Raf. Cümle: Ben raf gördüm. Sözcük: Lama Cümle: Ben lama gördüm. Neyse işte sevdiğiniz sözcüklerden bahsediyordum. Ha tabii bir de kullandığınızda kendinizi havalı hissettiğiniz sözcükler vardır. Mütevellit, hummalı, kekremsi gibi. Her dile gitmez işte o sözcükler ama benim dilime gidiyor. Örnek: Karakter sınırlamasından mütevellit yazımı bitirmek zorundayım arkadaşlar. Mutlu kalın.

Ekim-2016

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder