29 Nisan 2017 Cumartesi

Suspus Oldu Sazendeler Bu Gece

Hafta sonları dışarı çıkmaktan pek hoşlanmıyorum. Yapılabilecek bütün aktivitelerimi hafta içi iş çıkışına sığdırmaya çalışıyorum. Olası bir Fenerbahçe maçı dışında beni dışarıya çıkarmak zordur. Çıkarmaya çalışanlara da güzel bahaneler buluyorum.

O hafta da cuma günü hafta sonuna dair planlarımı yapmıştım. Film izle, bir şeyler yazmaya çalış, maç izle, sığır gibi yat, dizi izle, sosyal medyada takıl… 

Cumartesi günü öğle saatlerine yakın uyandım. Yalnız kahvaltı yapmaktan nefret ederim. O yüzden sokağın köşesindeki sulu yemekçide kuru-pilav yiyerek güne başladım. İnsana yalnız kahvaltı yapmak koyuyor ama yalnız kuru-pilav yemek o kadar da koymuyor. Neyse karnımı doyurduktan sonra eve geldim. Futbol izledim. Sıkıcıydı. Ardından dizi izledim birkaç bölüm. Yok, olmuyor. Ben sanat filmi izlemeyi çok severim. Hatta sanat filmlerini sinemada izlemeye bayılırım. İşte o gün de aklıma Ekşi’de Sarmaşık filminin yorumlarını okurken en az onun kadar iyi olduğu söylenen Abluka geldi. Şöyle bir bakayım gösterimde olduğu yerler var mı derken Taksim’de bir sinemada filmin tek seansta saat 21.00’de gösterildiğini gördüm. Sözde dışarı çıkmayacaktım hafta sonu. Ama dayanamadım. Hemen tüm planımı değiştirdim. Taksim’e gider, bir şeyler yer, ardından mis gibi filmimi izler, gece dönerim… Yeni planım beni oldukça mutlu etmişti. 

Taksim’e doğru yola çıktım. Tramvayda giderken aklıma bir tweet geldi. “Miskin miskin otururken üstüme bir hayvanlık geldi ve şu an Taksim'e Abluka denen filmi izlemeye gidiyorum.” yazdım tam olarak. 5 dakika sonra bir DM geldi. “Ben de gelicem.” diye. Ulan şimdi gel desen dert, gelme desen ayrı dert, diye düşünürken “Gelebilirsiniz.” dedim. Ardından 5 dakika sonra “Şaka şaka gelmicem. İyi eğlenceler.” diye cevap geldi. Amk salağına bak taşşak geçiyor benle, diye düşünürken de “Teşekkür ederim.” dedim. 

Taksim’e varıp yemeğimi yedikten sonra yine aynı kişiden bir mesaj geldi: “Ya ben çok gelmek istiyorum da yanımda kuzenim var. O da gelse sorun olur mu?” demiş. Hayır ben seni o kadar iyi tanıyorum ki gelsin tabii kuzenin de gelsin, amcana, dayına söyle, onlar da gelsin amk, siz hepiniz ben tek. “Gelebilirsiniz.” diye cevap attım yeniden. “Senden bi şey isticem ama. Olmaz dersen okey. Anlarım. Benim sevgilimmiş gibi davranır mısın kuzenimin yanında?” diye mesaj attı. Allah’ım diyorum bu nasıl bi sınav? Neyse battı balık yan gider “Tamam. Denicem.” dedim. Neyi denicen amk? Sen bilirkişi misin? Sen uzman mısın? Sen kimsin lan? O sırada sinemanın adını, filmin saatini falan sordu, söyledim. Bana çok teşekkür etti. Ben de salona doğru yola koyuldum. 

Galatasaray Lisesinin arkasındaydı sinema. Hemen vardım. Sinemanın tam karşısında canlı müzik yapan bir mekân vardı. Kapının önündeki adamların içeriye nasıl müşteri çektiklerini izlerken zaman çabuk geçmişti herhâlde. “Merhabaaa” diye bir ses duydum. Harbiden gelmişti mesaj atan kız, yani sevgilim, yanında da Suavi. Evet evet bildiğimiz Suavi. Oğlum kızın yanında Suavi’nin ne işi var amk? “Kuzenim” dedi Suavi’yi göstererek. Ben iyice sapıttım o an “Lan bir insanın kuzeni Suavi olur mu?” diye düşünüyorum. Tanıştığımıza memnun olurken “Ne kadar da çok Suavi’ye benziyorsunuz.” diyorum. “O bana çok benzer.” diyor. Gülüyorum bu dediğine ama o an “Suavi değil galiba.” düşüncesi aklıma yerleşiyor yavaş yavaş. “Yok yok değilim ben Suavi.” diyor. Amca o zaman niye böyle bir tarz benimsedin amına koyayım? Senin vizyonunu sikeyim afedersin ama. Aşırı yüksek bütçeli Suavi taklidi misin nesin sen acaba? Tabii bu arada hâlâ gülümsüyorum. “Ama çok benziyosunuz gerçekten.” diye kendimi tekrar ediyorum. Gülüşmeye devam ederek salona doğru yürüyoruz. Onlar bilet alırken Suavi bana dönüp “Sen istersen salona geçebilirsin. Bekleme.” diyor. “Ben senle güneşi bulmaya geldim, ürkme.” diyorum içimden. Elimle de Ronaldo’nun gol attıktan sonra yaptığı hareketine biraz benzeyen “Yok yok problem değil.” hareketimi yapıyorum. 

Salonda yerlerimizi alıyoruz. Filme olan konsantrasyonumu kesinlikle sağlayamıyorum. Aklımda sürekli Suavi var. Hâlâ o olmadığına inanmıyorum. Sesi de benziyor gibi sanki. Bir kadınla buluşmanın verdiği heyecanı bile yaşayamıyorum. Suavi ortamızda oturuyor. Hayır biz sevgiliysek Suavi neden ortamızda oturuyor? Arada bir filmle ilgili paylaşımlarda bulunuyoruz sessizce. Salonda bizden başka kimse olmamasına rağmen sessiz konuşmamız hoşuma gidiyor. Film bittikten sonra “Eeee nasıldı?” diye soruyor Suavi kızla ikimize. Ben beğendiğimi ama Sarmaşık kadar beğenmediğimi söylüyorum. Onlar da izlemişler Sarmaşık’ı. Bana katılıyorlar. Hatta kız “Sarmaşık’ı izlediğimiz salon daha güzeldi değil mi Emre?” diyor. “Evet.” diyorum. Bir yerlerde bir şeyler içmeye karar veriyoruz. Beşiktaş’a gitmek üzere yola çıkıyoruz. Bu arada kuzen Suavi Beşiktaşlıymış. Sessizce mırıldanıyorum onun şarkısının melodisiyle “Gücüne güç katmaya geldik. Formanda ter olmaya geldik.” diye. Kuzen Suavi beni siklemiyor. 

Beşiktaş’a geliyoruz. Mekânın birine geçiyoruz. Kız, başlarda Kuzen Suavi’ye onunla birlikte yaptığımız ortak şeylerden bahsediyor. Ben sürekli gülüyorum. Pot kırmaktan korkuyorum. Bu arada hâlâ Suavi diyorum ama kuzenin adının Nurettin olduğunu öğreniyorum. Çok düşündüler mi acaba bu adı? Yalan sana hiç yakışmıyor Yalıçapkını. O sırada mekândaki çalışanlara ve diğer insanlara bakıyorum “Acaba Suavi’yi tanıyacaklar mı?” diye. Kimseden beklediğim tepkiyi görmüyorum. Lan acaba adamı ben mi sadece Suavi olarak görüyorum? Bruce Willis’in aslında ölü olduğu aklıma geliyor ve helal olsun Burak Aksak, diyorum.

2-3 saat muhabbet ettik o gece mekânda üçümüz. Okuduğumuz okullardan, zamanında yaşadığımız şehirlerden, tanıdığımız insanlardan bahsettik. Muhabbetin sonlarına doğru Nurettin abinin Suavi olmadığını kabul ettim iyice. İlk geldiklerinde hissettiğim ikisinin arasındaki soğukluk ilerleyen saatlerde eridi. Eski günlerden bahsettiler sürekli. Ben iyice pasif konuma düştüm. Ayrıca kızla da çok iyi sevgili olabileceğimizi düşündüm bütün gece. Keşke numarasını alsaydım diye de pişmanım hâlâ. Çünkü o günden sonra bir daha hiç konuşmadık. Sadece teşekkür etti ayrıldıktan sonra. Sabahına da baktım hesabını kapatmış. Neden sinemaya gelmek istedi? O adam gerçekten onun kuzeni miydi? Neden benim sevgilisi gibi davranmamı istedi? Hesabını niçin kapattı? İşte bunların hepsi cevabını sadece benim bildiğim sorular olarak öylece kaldı.

Şubat-2016

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder