20 Aralık 2012 Perşembe

Tüplü şofben ve ben

Ben küçükken bizim evde termosifon vardı. Öyle deniliyodu ailede. Sonradan büyüyünce öğrendim genelde ona banyo kazanı denildiğini. Neyse adı çok da önemli değil aslında. Sanırım banyodan belli bir zaman önce odunla falan tutuşturuluyordu bu kazan alttan. İçerisinde sıcak su kaynıyordu. Aynı zamanda da banyo sıcacık oluyordu. Kovadan yıkanıyoduk tabii o zamanlar. Daha doğrusu yıkıyolardı. Anne tarafından hazırlanan sıcak su-soğuk su karışımı bekliyordu bizi. Genelde bu su oldukça sıcak oluyordu. Annenin bir de lifle vücudu ovması olayı var tabii. Micheal Jackson’ın annesi benim annem gibi ovsaydı Michael’ı, sonradan hiç kasmasına gerek kalmazdı bence. 6 yaşında süt beyaz olurdu. Haftada bir deri değiştiriyordum bildiğin. Sanırım bu dönemler sobanın yanında leğende yıkanma dönemlerine de denk geliyor.

Neyse işte bir gün baktım bizim evde bir telaş var. Kazan gidecekmiş. Kazanın doğurduğuna inanıyorsun da gittiğine neden inanmıyorsun? Apar topar kaldırıldı banyodan kazan. Ne olduğunu anlamadan Aygazcılar geldi. Şofben taktırıyormuşuz eve. Tüplü şofben. Tüplü şofbenin banyoya getirdiği yeniliklerden birisi de telefondu. Yani fıskiye. Bazı komşuların evinde görüp ne kadar çok üzülürdüm bizde neden yok diye. (devletbahcelipuskevit.avi) Neyse tabii ben hâlâ küçüğüm. Ben telefonla duş alma hayalleri kurarken, dikkatinizi çekerim banyo yapmak değil artık, duş almak, neyse işte ben hayaller kurarken annem yine kova doldurmaya devam etti bir süre ama nasıl içim gidiyor. Ah diyorum assa annem onu tepeye, ben de altında dursam suyun. Böyle olcaksa keşke kazan geri gelse. En azından onda 2 tas arasında pek üşümüyodum. Sıcak oluyodu banyo. Bunda donuyorum. Neyse bir gün dedim anneme: “Assana onu tepeye ben altında yıkanayım.” Annem o gün beni yıkadıktan sonra banyodan çıktı ve kısa süreliğine suyun altında durmama izin verdi. Ben nasıl mutluyum, nasıl mutluyum, anlatamam. Ondan sonra ben yalnız yıkanana dek, bu adet devam etti, annem beni yıkadı, telefonu tepeye astı, ben altında durdum. Kendim yıkanmaya başladığım zamanlar hiç kovadan yıkanmadım. Annem de bir şey demedi. Ben o günden sonra telefondan yıkandım. Her ne kadar küvetli telefonlu evlere çok özensem de yalnız telefonu da seviyordum. Sonra bir gün telefon tepede durmamaya başladı. Hop boynu düşüyordu aşağıya. Su bana gelmiyordu. Baktım bir gün demiri sıyrıldı. İçindeki plastik hortum gözüktü. Telefona olan inancım git gide sarsılıyordufdskldsls şaka lan şaka. Ne inancı ama bunlar üzücü şeyler yani kabul edelim. Sonra şofbenin çakmağı çakmamaya başladı. Kibrit sokmaya başladık delikten. Duştayken tüp bitmeleri. Ocağın tüpüyle değiştirmeler falan filan.

Bence banyo insanın düşünebildiği en güzel yer. Yani stressiz bir banyo sonucunda güzel düşüncelerin ortaya çıkması muhtemel. Boynu bükük, içindeki hortumu gözükmüş telefonla ne kadar güzel düşünebiliriz ki.

5 yorum:

  1. Annem beni yikarken ben de cok ozenirdim telefonla yikanmaya. :D

    YanıtlaSil
  2. ahh tekerleklibavulum ahhhhh :) bak sen en azından telefon dediğin zımbırtık şeyden su geldiğini biliyomuşun ya bazıları gibi: telefonun başında çaresiz bekliyorum bekliyorum ama çalmayacak biliyorum yüreğim diyor ki boşuna bekleme aramaz gururundan seni çok sevse de...:)

    YanıtlaSil
  3. Hocam ben o telefonu söktüm hortumla tazyikli yıkanıyorum...

    YanıtlaSil
  4. o zamanlar biz de çok özenirdik telefonlu banyolara :D
    yazılar çok güzelmiş bu arada :)

    YanıtlaSil