10 Ocak 2012 Salı

Küçükken-2















-Küçükken arkasında fıkra, bilmece vb. olmayan yapraklı diyanet takvimlerinden nefret ederdim.
-Futbol topu patladığında içerisine plastik top koyup yeni bir top elde edecek kadar yaratıcıydık da biraz da salaktık aslında küçükken.
-Küçükken tığı elime alıp zincir çekmeyi başardığım gün inanmıştım her işin üstesinden gelebileceğime.
-Küçükken cırt cırtlı ayakkabıların cırt cırtlarını çapraz yapıştırdığımda kendimi dünyanın en artist kişisi zannederdim.
-Küçükken kömür sobasının kovasındaki külü çöpe dökerken kovanın altındaki demiri çöpe düşürmemek için sarf ettiğim çaba çok fenaydı çok.
-Küçükken isim şehir oynadığımız zaman içimizden harfleri sayarken karşımızdaki "dur" derdi ve "ğ" geldiğinde gülerdik. Komik değilmiş.
-Küçükken her mahallede köpeklerin yanına gidip "tu kıs kıs kıs kıs, tu kıs kıs kıs kıs" diye bağıran çocuk var mıydı ki lan?
-Şu an suratımda bir yamukluk varsa sebebi küçükken rujlu dudakları ile öptükten sonra suratımı silmeye çalışan teyzelerdir.
-Küçükken "Ya benim yerime başkası doğsaydı?" sorusu ile başa çıkmanın yollarını arardım.
-"Biz küçükken kaju var mıydı anne? Yoktu değil mi? Biz fakir değildik yani. Kaju diye bir şey yoktu. Allah sonradan yaptı."
-Biz küçükken mahallemizin üstünden helikopter geçmesi büyük olaydı lan. Maçı bırakır helikopteri izlerdik.
-Küçükken bizim mahallede herkes GAP giyiyodu lan. Perşembe pazarından alıyoduk.
-Küçükken top ağaca kaçtığında hemen ayakkabısını çıkartıp fırlatan çocuğun topu düşürdükten sonraki havası neydi öyle ya?
-Küçükken bitter çikolataları sadece fakirler yer sanardım çünkü acı ve çirkin gelirdi.
-Küçükken annem uyuduğumu sansın diye gözlerimi sımsıkı kapatırdım. Oysaki en çok öyle belli oluyormuş uyumadığım. Geç anladım.
-Küçükken çekirdek yemeye çalışırken içlerini biriktirip bana verdiğin için teşekkür ederim anne.
-Küçükken silginin üzerine pilot kalemle tersten yazı yazıp daha sonra kâğıdın üzerine bastırıp mühür etkisi yaratırdım.
-Küçükken sulu boyayı kâğıda sürdüğümde kâğıdın dalgalı bir hâl alması sonucu hayattan soğur hâle gelirdim.
-Küçükken okula herkes Helvacıoğlu flüt ile gelirken Yamaha flüt ile gelen çocuğun havası başka kimsede yoktu.
-Ben küçükken herkes okula çantayla gelirken klasörle gelen çocuk vardı. Çok havalıydı lan.
-Küçükken yazının başlığını ortalama stresi yaşardım. Olmadı sil. Bir de kırmızı kalem çok zor silinirdi.
-Küçükken çeşmeden elimle su içerken hep önlüğümün kolu ıslanırdı.
-Küçükken resimde önden görünen adamın ayakkabılarını çizmeyi beceremezdim.
-Küçükken sınavda araya konan çanta hep devriliyordu lan.
-Küçükken tahtanın köşesine ders: konu: yazan kızın azmine hayran kalırdım.
-Küçükken Jules Verne'i yazıldığı gibi okurdum.

4 yorum:

  1. ben jules verne'i hâlâ yazıldığı gibi okuyorum

    YanıtlaSil
  2. seni 2 saat önce buldum, ilk yarım saati tivitlerini okuyup "evet evet aynen yaa askjdlasd" diyerek geçirdikten sonra, lan bu adam gerçek mi diye 1 dk kadar düşündüm. Baktım blogun varmış, gerçek olma ihtimalin artıyor. sonra dedim gerçek hayatta tanışıyor olsak kesin anlaşırdık ama boyle sanal alem..yani hani çok komik olmasa da yıllardır tanıgın insanları sırf tanıdık olduklarından seversin ya, ha onun bu durumda geçerli olmadıgını fark ettim. acı oldu biraz tabi.

    sınıf öğretmeniymişsin, canım benim canım benim. sadece "tekrar ilkokul okumak, öğrencin olmak istiyorum" yazıp cool olacaktım. ama çenemi tutamadım.

    ehem. neyse ki gözümde büyütüp büyütüp sana bayıldığım şu iki saatin sonunda, gerçek hayata dönmüş bulunmaktayım. yenge varsa yenge'ye not: yani bu tarz şeyler istemiyorsan söyle serkan'a kapatsın buraları tümden ya. sevgiler

    YanıtlaSil
  3. "tesadüfen twitter'da denk geldikten sonra bir blogunun olduğunu görüp son 2 saatimi onu okuyarak geçirdim ve beğendim. galiba ben de bir blog sahibi olmak istediğimi farkettim bu sayede:D teşekkürler..bunu bilmek ilginç mi yoksa alıştın mı

    Öncelikle değer verip blogumu okuduğun için teşekkürler. İleride blog açar da linkini paylaşırsan benimle, severek okurum seni. :)"


    yeeaa 2 ay önce yapılmış bu yorum formspringte. yalnız olduğumu sanıyordum butun blogu 2 saatte okuma konusunda. butun moralim altust ya :D
    daha fazla araştırma yapmayacağım okudukça batıyorum be. zaten ben ankara'ya hiç gelmedim gelemem, imkansızdı bizim iş.

    bir de serkan nerden çıktı ya, adın emre'ymiş. hiç de bozmadın yine de. iyisin iyi :) Kant yaşasa seni severdi.

    YanıtlaSil
  4. zaytung formatında ama sanırım üslupta biraz sorun var

    YanıtlaSil